Üç Kişilik Arkadaşlıklar Neden Daha Karmaşık Hissedilir?
Üç kişilik arkadaşlıklar, farklı yakınlıklar ve iletişim biçimleri nedeniyle zaman zaman karmaşık hissedilebilir. Dengeleri korumanın yolları burada.
Üç kişilik arkadaşlıklar, kalabalık grupların dağınıklığı ile iki kişi arasındaki yoğun yakınlık arasında farklı bir denge kurar. Üç kişinin bir arada olduğu bu ilişkilerde plan yapmak kolaylaşabilir, sohbet daha hareketli ilerleyebilir ve farklı bakış açıları aynı ortamda buluşabilir. Ancak grubun içindeki yakınlıklar eşit dağılmadığında, bu canlı yapı kısa sürede kırılgan bir hale gelebilir.
İki kişinin birbirine daha hızlı yanıt vermesi, ortak şakaları yalnızca onların anlaması ya da planları kendi aralarında kararlaştırması, üçüncü kişinin geri planda kaldığını düşünmesine yol açabilir. Bu durum her zaman bilinçli bir dışlama anlamına gelmez. Yine de benzer deneyimler tekrarlandığında kişi, arkadaşlık içindeki yerini sorgulamaya ve kendisini grubun kenarında hissetmeye başlayabilir.
Üç kişilik arkadaşlıklar neden dengesiz hissedilebilir?
Bu ilişki biçiminde yalnızca üç kişilik bir grup değil, aynı zamanda üç ayrı ikili bağ bulunur. Her ikilinin yakınlığı, iletişim şekli ve ortak ilgi alanları farklı olabilir. Bir arkadaşla daha rahat dertleşmek, diğeriyle daha çok eğlenmek ya da üç kişi bir aradayken bambaşka bir enerji yakalamak son derece doğaldır.
Sorun, bu farklılıkların kalıcı bir hiyerarşi yaratmasıyla başlar. İki kişi kararları sürekli birlikte alıyor, üçüncü kişiye yalnızca son aşamada haber veriyor veya grup içindeki bazı konuşmaları ondan ayrı yürütüyorsa dengeler bozulabilir. Küçük bir şakayı anlamamak, bir gelişmeyi en son öğrenmek ya da sohbet sırasında söz alamamak tek başına büyük bir mesele gibi görünmeyebilir. Ancak bu deneyimler biriktikçe güven duygusunu zedeleyebilir.
Bu dengesizliğin arkasında her zaman kötü niyet bulunmayabilir. İki kişi daha uzun süredir tanışıyor olabilir, ortak geçmişleri veya benzer ilgi alanları bulunabilir. Gruba sonradan katılan kişi daha çekingen davranabilir. Neden ne olursa olsun, dışarıda kalma hissi uzun süre devam ettiğinde arkadaşlığın taraflarından biri kendisini değersiz veya önemsiz hissedebilir.
Üç kişilik arkadaşlıklarda dışlanma nasıl anlaşılır?
İki arkadaşın zaman zaman baş başa görüşmesi, tek başına dışlanma göstergesi değildir. Sağlıklı üç kişilik arkadaşlıklar, üyelerin birbirleriyle ayrı ayrı bağ kurmasına da izin verir. Asıl belirleyici olan, bu ikili ilişkilerin üçüncü kişiyi sürekli ve sistemli biçimde dışarıda bırakıp bırakmadığıdır.
Bu durumu anlamak için bazı sorular yol gösterici olabilir: Fikirleriniz gerçekten dikkate alınıyor mu? Planlara karar aşamasında dahil ediliyor musunuz? İki kişi yakınlaştığında yaşadığınız rahatsızlık her durumda mı ortaya çıkıyor, yoksa belirli olaylarla mı sınırlı kalıyor? Duygularınızı paylaştığınızda arkadaşlarınız sizi dinliyor mu? Bu ilişkinin içinde kendiniz gibi davranabildiğinizi hissediyor musunuz?
Bu sorulara verilen yanıtlar, yaşanan duygunun geçici bir güvensizlikten mi yoksa tekrarlanan bir dışlanma örüntüsünden mi kaynaklandığını anlamaya yardımcı olabilir. Çünkü sağlıklı bir arkadaşlıkta herkesin aynı ölçüde yakın olması gerekmez; ancak herkesin değer gördüğünü ve hesaba katıldığını hissetmesi gerekir.
Üçlü arkadaşlıklar nasıl daha sağlıklı sürdürülebilir?
Üç kişilik arkadaşlıkların dengeli ilerlemesi için herkesin ilişkiye aynı biçimde katkı sunması şart değildir. Önemli olan, grubun hiçbir üyesinin sürekli olarak sonradan hatırlanan kişi konumuna düşmemesidir. Bunun için büyük yüzleşmelerden çok, günlük iletişimdeki küçük ve istikrarlı adımlar etkili olabilir.
Bir arkadaşla yaşanan kırgınlığı sürekli diğer arkadaşla konuşmak, grubu farkında olmadan iki ayrı kampa bölebilir. Rahatsızlıkları doğrudan, sakin ve suçlayıcı olmayan bir dille dile getirmek daha yapıcı bir iletişim sağlar. Plan yaparken iki kişinin karar verip üçüncü kişiye yalnızca bilgi vermesi yerine, herkesin görüşünü almak da aidiyet duygusunu güçlendirir.
Üçlü bağın sağlamlaşması için üyelerin birbirleriyle birebir ilişki kurması da önemlidir. Bunun yanında düzenli bir kahve buluşması, ortak yürüyüş, birlikte takip edilen bir dizi veya yalnızca gruba ait küçük bir alışkanlık, ortak anıları artırabilir. Bu tür paylaşımlar, arkadaşlığın yalnızca iki kişinin kurduğu bağın etrafında şekillenmesini önleyebilir.
Öte yandan tek bir arkadaş grubunun bütün duygusal ihtiyaçları karşılamasını beklemek ilişki üzerinde gereksiz bir baskı oluşturur. Herkesin üçlü arkadaşlık dışında da sosyal çevresinin, özel alanının ve bireysel uğraşlarının bulunması, grubun daha sağlıklı ve sürdürülebilir olmasına katkı sağlar.
Üç kişilik arkadaşlıklarda zaman zaman kırgınlıkların yaşanması kaçınılmaz olabilir. Ancak açıkça konuşulabilen, gerektiğinde esneyebilen ve her üyenin kendisine ait bir yer bulabildiği ilişkiler, güçlü ve destekleyici bir yapıya dönüşebilir. Belirleyici olan, yakınlıkların farklı olmasına rağmen kimsenin sürekli olarak dışarıda bırakılmamasıdır.
Kaynak: verywellmind, self




